GDO nedir? GDO'lu ürünler nasıl anlaşılır?
Sponsorlu bağlantı
İlk üretildikleri dönemden bu yana tartışma konusu haline gelen genetiği değiştirilmiş gıdalar, yapılan araştırmalar sonucunda insan sağlığını ve ekolojik çevreyi tehdit ettiği kesinleşti. ABD Tarım Bakanlığı, yaptığı araştırmalar sonucunda GDO'lu ürünlerin daha çok verim sağladığından üretildiğini, ancak insan sağlığının ihmal edildiğini gelindiğini ortaya koydu. 

Bir canlıdaki genlerin DNA'dan ayırarak başka bir canlıya aktarılması sonucu ortaya çıkan yeni canlıya Gentiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) denmektedir. Yaklaşık 25 yıl önce keşfedilen GDO'lu ürünlerin üretimi günümüzde hızla çoğaldı. Yediğimiz meyve ve sebzelerin yanı sıra tahıllar, bitkisel yağlar, ballar, marketlerde satılan hazır gıdalar hatta hazır bebek mamalarında dahi GDO'ya rastlamak mümkün. Yetişkin bir insanın sağlığını bile olumsuz etkileyen bu ürünler büyüme ve gelişme sürecinde olan bebeklerin hassas yapılarında kalıcı hasarlara yol açmaktadır.

GDO'lu ürünler yasal mı?

GDO'lu ürünlerin satışı yasal olmadığı söylense de aslında yasal. GDO içeren besinlerin ülkemize girişi yasal ve satışt olan ürünün ambalajında GDO içerdiğini belirmesi halinde satışı yasal hale geliyor. Fakat yeni yasal düzenlemelerle, nakliye veya ambalajlama sırasında bulaşan GDO'nun en fazla %0.9 oranında olması halinde, tüketiciye uyarıda bulunmaksızın satışına izin verileceği dedikodusu sosyal ve yazılı medyada geniş yer buldu.

Kimsayasal tüketiyoruz!

Dünya genelinde GDO'lu organizmalar en çok domates, mısır, soya, pamuk, kanola gibi ürünlerde kullanıldığı tespit edildi.  En çok GDO'lu ürün üreten ülke ise Çin. Pazardan ya da marketlerden aldığımız biber, patlıcan, salatalık, çilek, karpuz gibi meyve ve sebzelerin mevsim standartlarının dışında üretimi, kokusu ve göze çarpan büyüklüğü ile hemen hemen her gıdaya kimyasalların ve hormonların bulaştığını söyleyebiliriz. Yediğimiz meyve ve sebzelerin şekillerine ya da lezzetsiz tatlarına bakarak hormonlu olduğunu anlayabiliriz. Fakat ilk bakışta anlaşılmayan, sadece laboratuvar ortamında analiz edildiğinde hormonlu olup olmadığına karar verilecek hormonlu besinler de var.

Hormonlu besinleri ayırt etme

Pazardan ya da marketten meyve ve sebze alırken çoğumuz şekline ya da renginin parlaklığına dikkat ederiz. Ancak bu durum sizleri yanıltmasın. Mevsiminde ve bol yetişen gıdalar organiktir. Bu nedenle yetkililer domatesin 10 Ekim-10 Kasım ve 10 Nisan-10 Mayıs, kabağın 1 Kasım-15 Mayıs, patlıcanın ise 15 Kasım-15 Mayıs tarif aralıklarında tüketilmemesi gerektiğini belirtiyor. Domates, salatalık, patlıcan, patates, biber, çilek, karpuz alırken dikkatli olmakta fayda var. Özellikle şekli bozuk, üzerinde küçük şişlikler varsa, kestiğimizde içi boşsa, çift meyve oluşmuşsa, süngerimsi yapıdaysa, çekirdek yerleri boşsa ve aşırı büyükse hormonludur. Her meyve ve sebzeyi mevsiminde, bol miktarda bulunduğu zaman dilimlerinde tüketin.

GDO'lu ürünlerin insan vücuduna zararları

GDO'lu bitkisel ve hayvansal ürünlerin tüketilmesiyle etkisini gösteren ana şikeyet alerjidir. Genetik yapının transferi sırasında alerjen özellikler diğer canlıya aktarılır. 1996 yılında Brezilya kestanesi ve fındığından soya fasülyesine transfer edilen genlerin alerji yapması sonucunda ülkedeki tüm ürünler toplatılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda sindirim sistemi hastalıklarına neden olduğu bilinmektedir. Biyoteknikler kullanılarak diğer canlıya aktarılan genlerde bakteri ve virüs bulunmaktadır. Bu genlerin insan vücuduna girdiğinde kanserojen bir etki yaptığı da bilinmektedir. Tüketicinin genetik yapısınıda etkileyen GDO'lu ürünler sindirim, bağışıklık ve idrar yollarının tahribine neden olmaktadır. GDO'lu bir adet meyve içmek ile bir bardak kimayasal sıvı tüketmek arasında neredeyse fark yoktur.

Ekolojik ve ekonomik zararları

GDO'lu ürünlerin üretimi sırasında çevreye yönelik zararların başında ekolojik tahribat gelmektedir. Bitki kalıntısında bulunan toksik maddelerin toprağa ve suya geçtiği belirlenmiştir. Günümüzde kullanılan terminatör teknolojisi, yani GDO'lu bitkilerin 2. kuşak üretimini engelleme işlemi sırasında tohumlara yüksek dozda antibiyotik bulaştırılmaktadır. Bu durum kanserojen etkiye sebep olan binlerce bakteri ve virüsün oluşumuna neden olmaktadır. Son dönemlerde artan kanser hastalıklarının tek nedeni, kimyasal içeren besinlerin piyasada bol miktarda bulunması olabilir mi acaba?

Ekonomik ve sosyolojik açıdan zararları ise, GDO'lu ürünlerin tohumları GDO'suz ürünlerin tohumlarına göre en az %25 daha pahalıdır. Evet yanlış okumadınız, GDO'lu tohumlar doğal tohumlara göre daha pahalı. Her yıl yeniden ekim yapılması gerekli olduğundan çiftçiler zarar görecektir. Aynı tarım alanında GDO'lu ve GDO'suz ekimin yapılması halinde çiçek tozları birbirine karışacak ve belki de yıllar sonra sadece GDO tüketir durumda olacak bir nesil olacak.

Sponsorlu bağlantı

Bu haber toplam 19754 defa okundu.

Benzer kadın haberleri